Başka şeylere inanıyorum artık. Uyandığım vakit, ay çökünce ve tan yeri ağarırken öfkem beni başka yerlere çekiyor. O yerler dikenli, o yerlerde kısa ve dikenli otlar var, bazı çukurlar gözden kaybolan çocukların düşüp ağlayacağı kadar derin. Dikenler küçük ve sert fakat çoklar. Battıkları zaman deriye, ilk başlarda ağrıların hepsini duyarsın. Sürekli hareket edersin ve daha çok batarlar. Zaman geçer, bazı bitkiler ölür, yeni bazıları açar, bazıları büyür, anlarsın, alışırsın. Lakin böyle geçmez. Dikenlerle boğuşmadan kavga bitmez. Soralım dikenler şahına, dikenli şaha.  

‘Nedendir bu imtihan, bu bitmez dövüş’ 

Dikenler şahı bir kahkaha, bir öksürük cevap verir. 

‘Gitmene izin vermeyen ben değilim, dikenleri saran sensin vücuduna’ 

‘Göz geçir bakalım doğru bildiğin yanlışlara’  

İstediğin buysa, istediğin buyduysa, ne mutlu sana.  

Dikenler şahı.  

Yorum bırakın