Geceleri bir hayalet ziyaret ediyor beni, günlerdir ediyor. Tanıdık bir hayalet, tanıdık olmayan bir kısmı bile yok. Özellikle de yalnız olduğum anlarda beliriyor karşımda. Yalnız başıma otururken ve yürürken, biliyormuş ve daha önceden de geliyormuş gibi, usul usul bana doğru yürüyor. Ben böyle sanıyordum. Ne bileyim, ben, hayalet beni yalnızken ziyaret ediyor sanıyordum. Varlığını unutturmamak için gelip kendini gösterir, ben uykuya dalıncaya kadar etrafımda yavaş ama biraz yorgun adımlarla dolaşır diye biliyordum.
Yanılmışım. Ben uyandığımı fark edemezken, hayalet, yanı başımda duruyormuş. Ben otobüste giderken, hayalet, arka koltuğumda oturuyormuş.
Ben yemek yerken, hayalet, tuzu yemeğime ekliyormuş. Ben ateşli ve sayıklayarak yatarken, hayalet, bir an ayrılmadan başımdaki sandalyeden bana dua ediyormuş. Hayalet hiç konuşamaz. O geldiği zaman onun cümlelerini de ben söylerim. Derim ki kendi içimde, o olsa böyle söyler, o konuşurken mimikleri şöyle olur, ses tonu böyle olur. O da bana güvenir sanıyorum. Ne söyleyeceğini, mimiğini, sesinin tonunu bildiğimi bilir. Yalnız, gece çok soğuk oluyor artık, hayalet üşür diye endişeleniyorum. Dayanamaz çünkü o, üşür. Hafif bir rüzgar eser olsa, kollarında hisseder. Neden bu saatte geldin, hava buz gibi, üşüyeceksin. Hayalet, her zaman, her an benim yanımda. Ben bakacağım ona.
Hayalet konuşamıyor ama bir soru soruyor bana, merak ediyor, çok merak ediyor. Merak etme hayalet, bir gün sende sorunun cevabını alacaksın.
Şimdi eve git hayalet, yatağına gir, hava çok soğuk. Üstüne yorganını çekeceğim.
Yorum bırakın