Şehir benim için tuzaklarla dolu. Öldürmeyen fakat süründüren tuzaklar. İlginç kısmı, bu tuzakları görmek mümkün değil, nereden çıkacağını veya nereye kurulduklarını görmek olanaksız. Metro istasyonuna doğru yürürken geçtiğim üst geçitte yakalandım tuzağa. Otobüsten inip kulağımı yoran insan sesleri ve ucuz tavuk kokuları arasında yürürken yakalandım. Kalabalık sokakta, gözlerim birini ararken yakalandım. Uyurken yakalandım. Merdivenden inerken yakalandım. Bankta otururken yakalandım. Demem o ki, sık sık, ansızın, hazırlıksız yakalanıyorum.

Kaçmak, kaçmaya çalışmak bir seçenek tabii. Nasıl olacağı konusunda bilgisizim. Açıkçası umurumda değil. Hiçbir zaman kaçmaya çalışmadım. Kendimi tuzaklara bilerek ve isteyerek kaptırdığımı da söyleyebilirim. Gün başlarken, yola çıkarken tuzaklar nerede diye düşünmek değil, rastgele yakalanmak, yakalanmaya çalışmak benim tarzım. Bugün boynumu kaptırdım, isteseniz de izini göremezsiniz.

Yorum bırakın